ANTALYA; ZAMANIN SEVDAYA DURDUĞU ŞEHİR

Uzak diyarların hayalleri, geçit vermez dağların yollarına eklenince bir seferdir başlayan. Kervanların incecik göç çığlıklarına, görklü çadırların göğe yükselen direkleri eklenince yurttur tutulan. Kılıç şakırtılarına göğsü iman dolu yiğitlerin Allahuekber nidaları eklenince cenk meydanıdır ere yaraşan. Oğluyla ordu; kızıyla yurt olan Anadolu’dur burası.

Kutlu seferlerin varacağı muştulu bir vakitti 1071. Zamanın tozlu sayfalarına altından varaklar ekleyen Türk’ün öz yurduna açılan kapıydı Malazgirt. Zamanın sevdaya durduğu, Dedem Korkut’tan el almış, Tuğrul Bey’le yorulmuş, Alpaslan’a yazgılanmış, Süleyman Şah’a rüya, Ertuğrul’a sefer, Osman Bey’e imtihan, Fatih’e peygamber müjdesi olmuş bir nagehan yurttu Anadolu.        

Toprağı vatan yapan al kana, vatanı millet yapan imana hürmetle açılan kapıdan içeri giren Türkler, Bizans kuvvetlerine karşı elde ettikleri başarılarla geniş bir sahada hâkimiyet tesis etmişti. Bunun karşısında Avrupa’dan yükselen Haçlı Birliği zaman zaman bölgeye seferler düzenleyerek, Türk’ün yüzyıllar ötesine yayılacak namına perde olma telaşındaydı.  Anadolu’daki varlığını aynı zamanda İslam dünyasının korunması için bir kalkan vazifesine dönüştüren Anadolu Selçuklu Devleti, Haçlı orduları ile mücadele ederek elde edilen başarıyı muhafaza etmeye çalışırken, hâkimiyetin diğer Anadolu şehirlerine yayılmasını geciktirmek zorunda kalacaktı.

Bizans kaynaklarında “Attalos’un harika şehri”, İslam kaynaklarında ise “Rum Diyarı’nın meşhur büyük şehirlerinden deniz kıyısındaki korunaklı ve kalabalık nüfuslu Antaliyye” olarak bahsedilen Antalya şehri kurulduğu günden itibaren Doğu Akdeniz’in en önemli askeri ve ticari üstleri arasında sayılmıştı. Bu sebeple tarih boyunca Akdeniz ve Anadolu coğrafyasında hâkimiyet tesis etmek isteyen hemen hemen tüm devletlerin ele geçirmeği arzuladığı bir merkez olmuştu. İslam devletlerinin de hedefinde olan şehir, ilk kez Halife Mütevekkil döneminde Abbasiler tarafından ele geçirilse de buradaki hâkimiyet çok kısa sürmüştü.

II. Haçlı Seferi gerçekleştiği tarihlerde de Batı ve Güneybatı Anadolu’ya doğru yayılmış olan Selçuklu hükümdarı I. Mesud’un ordusu Antalya şehri yakınlarına kadar gelmişti. Fakat fethe girişme fırsatı bulmamışlardı. Bu dönemde kara irtibatı kesilmiş olsa da tâbi olduğu Bizans Devleti’yle deniz yolu vasıtasıyla irtibatını devam ettiren Antalya şehri, Selçukluların siyasi üstünlüğünü kabul ederek vergiye bağlanmışlardı.

ANTALYA; ZAMANIN SEVDAYA DURDUĞU ŞEHİR